Feb
14
ÆnginPara: Tarihi Kovar
Filed Under Kategorisiz
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Sulukule sakinlerinin Fatih Belediyesi tarafından yürütülen Kentsel Dönüşüm Projesi’ne iliÅŸkin yaptıkları baÅŸvuruyu görüşmek üzere AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül baÅŸkanlığında toplandı. Toplantı sonunda oy çokluÄŸuyla, projeyle Sulukule kültürünün yok edilmediÄŸine karar verildi. Kentsel Dönüşüm Projesi’nin olumlu bir proje olduÄŸu vurgulanan toplantıda, herhangi bir insan hakları ihlali bulunmadığı da ifade edildi.
Peki bu komisyon toplantısı nasıl geçti acaba?
süreç, Fatih Belediyesi’nin projesine karşı çıkan Sulukulelilerin, 108 ÅŸikâyet dilekçesiy-le komisyona baÅŸvurmasıyla baÅŸladı. 27 Aralık’ta ise Sulukule Roman Kültürünü GeliÅŸtirme ve Dayanışma DerneÄŸi ve Sulukule Platformu temsilcileri, İnsan Hakları Komisyo-nu’nun çaÄŸrısı üzerine yeniden TBMM’ye gitti.Komisyon onları dinleyecekti. Ama esas dinlenenler, ÅŸikâyet edenler deÄŸil, ÅŸikâyet edilenler oldu! Komisyonun iki kiÅŸinin temsiliyle sınırladığı ÅŸikâyetçi taraf, verilen kısıtlı süre içinde dertlerini anlatmak için çırpındı. Åžikayet edilen taraf ise 4 kiÅŸiyle temsil edildi: 2 ay önce mahallenin direncini kırmak için birdenbire kurulan ve Sulukule adının tarihten geldiÄŸini bile bilmediÄŸinden, bu “kötü” isimden “rahatsız” olan, NesliÅŸah ve Hatice Sultan mahalleleri olarak anılmak isteyen dernek; muhtar ve ne alakası varsa Amasya Ormanözü Köyü DerneÄŸi… Ve tabii tam tekmil Fatih Belediyesi… Belediye BaÅŸkanı Mustafa Demir’in insan hakları deÄŸil, projeyi tanıtma toplantısına çevirdiÄŸi ve birbuçuk saatlik toplam sürenin yarısından fazlasını kullandığı bir baÅŸka hak ihlali toplantısı, daha doÄŸrusu bir trajikomedi mizanseni.
Komisyonda ilk sözü alan, Sulukuleli olmaktan utanç duyduÄŸunu anlatan NesliÅŸah ve Hatice Sultan DerneÄŸi temsilcisi Oktay Hallaç, “çocuklarımızı genellikle dini kültür üzerine yetiÅŸtiren insanlarız ve çocuklarımız medrese eÄŸitimli çocuklardır” diye söze baÅŸladı. “Sulukule veyahut da Roman lafızları ile, bu lafızlar genelde insanların aÅŸağılanması hususiyeti gibi kullanılıyor (…) Çünkü burada bilgisi sadece pratik olan hocalarımız tarafından sürekli Sulukule kültürü olarak, Roman Kültürü olarak, halk çalgıcı olarak gösterilmiÅŸtir”. Yani, Sulukule kültürünü anlatan, yazarlar, akademisyenler vs Roman kültüründen, müzisyenlerden söz ederek bizi aÅŸağılıyorlar demek istiyor… Belediyenin projesine şükranlarını sunan Hallaç’a göre, mahallede oturanlardan söz ederken “Roman” ve “çalgıcı” sözcüklerini kullanmak, bir nevi küfür çünkü…Daha önce belediye ile birlikte yapılan bir toplantıda “Roman kültürü diye bir ÅŸey yok, rezalet kültürü var” diyen Hallaç, Roman kültürünün kız çocuklarını fuhuÅŸa sürüklediÄŸini anlattı. Tıpkı, Fatih Belediye Meclisi’nde Sulukule projesi oylanırken, “bunlar doÄŸuÅŸtan fuhuÅŸa meyilli insanlar” diyen AKP’li üye gibi… (Meclis tutanaklarından)
Yine projeyi destekleyen Amasya Ormanözü Köyü DerneÄŸi temsilcisi Åžaban Demirci de “Gerçekten ÅŸu anda mahallede ben kültür diye bir ÅŸey göremiyorum” diye baÅŸladığı sözüne aynı minvalde devam etti. Mahalle muhtarı ise konuÅŸmasında, zorunlu göçe gidenleri birer çekyat vererek ödüllendireceÄŸini müjdeledi. Tabii esas “ödül”lerin nerelerde dolaÅŸtığına kimse deÄŸinmedi, soran da olmadı zaten…
Burada asıl bunların konuÅŸulabileceÄŸini sananlar vardı oysa ki! Niye, neyi, kimi ÅŸikâyet ettiklerini, nasıl korkutularak evlerini neredeyse bedavaya, (”bedava” ifadesi bizzat satın alanların aÄŸzından Fatih ilçe meclisi tutanaklarında mevcut) üçüncü kiÅŸilere satmak zorunda bırakıldıklarını nihayet anlatabileceklerini zannediyorlardı. Dahası, Fatih ilçe meclisinde projeyle ilgili ayyuka çıkan yolsuzlukların, rant kavgalarının, hatta bu nedenle AKP içinde yaÅŸanan istifaların, istifacıların yaptığı suç duyurularının (bu belgeler için bkz. UMUJ.jatihaktuel.com) soruÅŸturma konusu yapılacağını umut edenler vardı… Ne ÅŸaÅŸkınlık!
İşte yine aynı saflıkla, Sulukule Platfor-mu’ndan Hacer Foggo, “Burada yarım saattir konuÅŸmaları dinlerken gerçekten insan hakları ihlalinin, İnsan Hakları Komisyonu’nda da yaÅŸandığına tanık oluyoruz” der demez, Komisyon BaÅŸkanı Zafer Üskül araya girerek, “Pardon, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nda insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilirler. İnsanların düşüncelerini özgürce ifade edebilmelerini bir insan hakkı ihlali olarak deÄŸerlendirmenizi doÄŸru bulmuyorum” dedi!. Yani, “Roman”, “çalgıcı” gibi sözcükleri aÅŸağılayıcı saymak; Roman kültürünü fuhuÅŸ kültürü olarak görmek, “ifade özgürlüğüne” giriyor da, Roman haklarını savunanların “burada kullanılan ifadeler bile insan haklarına aykırı”demesi mi “ifade özgürlüğü”ne giremiyor? Girmek ne kelime, susturuluyor!…
BaÅŸlıkta da dedik. Para olsun yeterki iÅŸin içinde. BaÅŸka hiçbir ÅŸeyin önemi yok. Sınır tanımadan saldırıyor para. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’in bir sınırı olmalı. Bunu devlet saÄŸlamalı ama balık kokarsa tuzlarsın ama ya tuz da kokarsa. Tuz koktu.
Sulukule sadece Gırgıriye Serisi değildir. 1000 yıllık bir gerçekliktir.
Comments
Bir Yorum Yazýn
