May
6
6 Mayıs 1972 ve 5 Mayıs 2008
Filed Under demokrasi, güncel | Leave a Comment
Ængin – Bu iki tarih alakasız gibi görünüyor. Aslında tek bir nokta haricinde pek de bir alakası yok. İlki Türk Tarihi için bir leke, vatansever 3 devrimcinin idamının tarihi. İkincisi youtube’un bilmem kaçıncı kere sansürlenmesinin tarihi. Bir tanesi devlet düzenini değiştirmeye kalkmanın cezası diğeri neyin cezası henüz onu bile bilmiyoruz. Zira mahkemelerimizin ve TT’nin kapattıkları sitede gerekçe ya da mahkeme kararı yayınlamak gibi bir zorunluluk hissetmiyorlar kendilerinde. Muhtemelen ya bir embesil Atatürk’e hakaret eden bir video koymuştur, ya devlete küfrediliyordur. 1 Mayıs görüntüleri halka ulaşamasın diye
kapatıldığı iddialarını ise çok doğru bulmamakla birlikte beklemiyor da değilim. Herneyse konuya gelelim: Bu iki karar da devletin zihin yapısını ortaya koyuyuor. Hoşuna gitmeyeni, eleştiri yapanı, kendisine tehlike gördüğünü yok ediyor bu devlet zihniyeti. Bu zihniyet bizi nerelere götürüyor nerelere. Örneğin “Derin Devlet” de böyle bir zihniyetten beslenmiyor mu? Devletin bekaasını korumak amacı ile meşrulaştırılmaya çalışılmıyor mu bu zihniyetin bir tezahürü olarak.
Bugün Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının 36. yıldönümü. 36 yıl önceki zihniyet 1 Mayıs’ta da 5 Mayıs’ta da hala tepemizdeydi. Bize saçma salak kurallarını dayatıyordu. Çoktan reşit olmuş bana youporn’a girip porno izleyemezsin, yotube’a girip video izleyemezsin, alibaba üzerinde ticaret yapamazsın, wordpress’de blog yayınlayamazsın diyor. Çünkü hepsi devlet için tehdit! Dün Valilik binasına TTB tarafından konulmak istenen çelengi tehdit olarak algılayanların bütün bunları tehdit olarak algılamamasını beklemek zaten abesle iştigal olurdu.
Peki bu zihniyetin temelleri nerede? Neden devlet kendisine karşı yapılan en ufaki en masum harekette misli ile karşılık veriyor. E tabi “KUTSAL” bir şeyi eleştirmeseydiniz siz de! Bu topraklarda devlet kutsaldır. Ondan sual olunmaz. Bizim vatandaşlar pardon kullar olarak görevimiz biat ve itaat etmektir. Biat ve itaat etmeyenler cezalandırılır. Yakında youtube girerek itaatsizlik sergileyip kutsal devletin yasaklarına uymayanlara kutsal, dokunulmaz devletimiz tazyikli su ve biber gazı ile yola getirme politikası uygulayacak, yine akıllanmayarın vücutlarına cop ithal etmek sureti ile devlet babasın kudretini damarlarında hissetmesini sağlayacak herhalde.
Mar
24
Ergenekon, Kürt Sorunu, Faili Meçhuller
Filed Under demokrasi, güncel, siyaset | Leave a Comment
Ængin - Böyle bir senaryo içinde asıl hikayeyi anlamaya çalışmak lost’un sonunu anlamaya çalışmaktan kesinlikle daha zor.
“Kürt Dosyası” adlı kitabını eline ulaşan “Kürt Dosyası” adlı gizli belgeleri temel alarak yazarken öldürülen Uğur Mumcu, Umur Mumcu tarafından dosya kendisine gönderildikten 3 gün sonra şaibeli bir uçak kazasında ölen Eşref Bitlis. Tuncay Güney adlı şahsın açıklamaları, Kemal Alemdaroğlu’nun üniversitede yaptıkları, Tuncay Özkan’ın son olaylardan önce Kanal Türk’de üstüne basa basa “AKP falan boş iş bu bahar çok güzel geçecek” demesi… Karmakarışık işler bunlar.
Önce Tuncay Güney’den başlayalım: İmam Hatip mezunu, İsmailağa cemaati üyesi, STV’de program yapmış, Toronto’da bir sinagog’da çalışan bir sebateist(kendisi söylüyor). Bu sahış 2001 yılında evine yapılan baskında (kendisi farklı anlatıyor) “Ergenekon Lobi Örgütlenmesi” adlı bir dosya ele geçiriliyor. Bu dosya daha sonra Ümraniye Baskınında ele geçirilen dosyanın aynısı. Dediğine göre Veli Küçük ve başkaları PKK’ya silah satıyorlarmış.
Şimdi bazı şeyleri birleştrelim: Acaba Uğur Mumcu’nun ve Eşref Bitlis’in öldürülmesine yol açan dosya’da neler vardı? Sakın bu bilgiler olmasın? Çok muhtemel ki o dosyada bu bilgiler vardı. Veli Küçük neden satmasın ki PKK’ya silah. Çift taraflı kar! Hem PKK’dan para kazanacak hem de terör sürdüğü müddetçe karşıklıktan nemalanacak. Tuncay Güney yine röportaj’da Doğu Perinçek’in çok şey bildiğini söylüyor.
Uğur Mumcu öldükten sonra soruşturmadan sonuç alınamayınca Güldal Mumcu, dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’a soruşturmadan neden sonuç çıkmadığını soruyor, Mehmet Ağar “Bir duvar var, bir tuğla çekersem hepimiz altında kalırız” diyor.
Daha neler çıkacak bu işin altından bekliyoruz.
Mar
21
Devletin Tepesindeki Pembe Dizide Aldatılan Hep Demokrasi
Filed Under demokrasi, güncel | Leave a Comment
Ængin – Ergenekon operasyonu öyle bir hal aldı ki artık ne, ne kadar inanılırı zaten bilemezken şirazeyi iyice kaçırdık. Birilerinin eli birilerinin cebinde, bir başkası öbürünü çekiştiriyor, bu arada devlet dengesini iyice yitiriyor.
Bu sabah yaşanan gözaltılar çok kafa karıştırıcı cinsten: 83 yaşındaki İlhan Selçuk’un evinin sabah 8′de aranması, apar topar gözaltına alınması işi iyice bulandırıyor. Olay ilk kulağa geldiğinde AKP kapatılma davasına karşı yapılmış bir hamle gibi duruyor. Ertuğrul Günay ve Rte’nin açıklamaları da üstüne eklenince sanki bazı taşlar yerine oturur gibi oluyor fakat İlhan Selçuk’un gözaltına bu şekilde alınması işi bulandırıyor: AKP’ye hazırlanmış bir komplodan şüphelenilmesine yol açıyor. Toplumda AKP’nin misilleme olarak bu gözaltıları yaptığı, 83 yaşındaki birini bile apar topar gözaltına aldığı, diktatöryal eğilimlere sahip olduğu kanısını yaratmak için bir oluşturulmuş bir komplo. İşin içine bir de dün Hrant Dink Cinayeti Davasında duruşmada ifade değiştirip üstlerini suçlayan, cinayetin olacağını bilip de önlem almadıklarını söyleyen askerleri eklersek iş iyice karışacaktır.
Tabi çok başka ihtimaller de söz konusu olabilir fakat ne yazık ki en zayıf ihtimal gerçekten hukuki bir soruşturmanın bağımsız bir sonucu olarak gözaltına alınmış olmaları.
Bu gözaltı bir turnosol kağıdı görevi de gördü. 3 gün önce Abdurrahman Yalçınkaya’nın iddianamesini eleştirenlere “Hukuka Saygı” mottosu ile cevap verenler aynı Hukukun kendileri aleyhine verdiği karar karşısında bu kararı veren savcı satılmıştır, bu karar siyasidir şeklinde konuşmaktan beis duymuyorlar. Bu durum onların düşünce evreninin
sığlığı ortaya koyuyor. Bildiğim kadarıyla sadece küçük çocukalar kendilerini dünyanın merkezi sanarlar, fakat siyaseten de ulusalcılar henüz bu olgunluk seviyesindeler. Gerçi bu tip davranışaları AKPliler de sergiliyorbugün, AKP’ye yakın bir gazetenin okuyucu yorumu kısmında “Koskoca AKP’ye kapatılma davası açılıyor, bir gazeteci gözaltına alınmış çok mu?” tarzı örnekleri okuyabiliyoruz.
Velhasılıkelam toplumca henüz demokrasiyi benimseyemedik. Bu arada Ergenekon Operasyonu gibi ülkenin bağırsaklarını temizlemesini umabileceğimiz bir operasyon iç siyasi oyunlara alet edildi ve ne yazık ki bir fırsat daha elden kaçtı. Unutulmamalı ki hukuk hepimize lazım. Bu yaşanan durum bize bunu kanıtladı. Hukukun olmadığı yerde orman kanunları geçerli olur. Bugün Türkiye’de olduğu gibi.
Devletin tepesindeki pembe dizileri andıran iktidar savaşında henüz kazanan yok fakat kaybeden daha ilk rauntta belli oldu: Demokrasi. Tehlikenin Farkında mısınız?
Feb
1
Abdi İpekçi
Filed Under demokrasi | Leave a Comment
Ængin- 29 sene önce bugün canına kıyıldı. Ne kadar çok aydın öldürülmüş ülkemde, hepsi konuştukları, düşündükleri, sorguladıkları için. Kendisini ciddi anlamda hiç okumadım ama önemli olan fikrilerinden çok onları dile getirdiği için öldürülmüş olması. Ne kadar çok insanı anmak zorunda kalıyoruz.
Jan
24
Uğur Mumcu: Kürt Dosyası
Filed Under demokrasi, siyaset | 5 Comments
Ængin Sitede yazdığım ilk yazı hrant ile alakalıydı, bu ikinci yazı ve bu da katledilen bir gazeteci ile alakalı: Uğur Mumcu. Uğur Mumcu benim öldürüldüğünü gördüğüm, kim olduğunu bilecek yaşta olduğum ilk gazeteciydi, annemin haberi duyunca nasılSitede yazdığım ilk yazı Hrant ile alakalıydı, bu ikinci yazı ve bu da katledilen bir gazeteci ile alakalı: Uğur Mumcu. Uğur Mumcu benim öldürüldüğünü gördüğüm, kim olduğunu ağladığını da hatırlıyorum. Demekki önemli biriydi.
Herkes katilleri bulacağız dedi. Sonra da Mehmet Ağar, Güldal Mumcu’ya “bir duvar var ondan bir tuğla çekersem altında kalırız” dedi. Demekki derin devlet işin içinde. Zaten bir yerde Mehmet Ağar’ın lafı geçmişse korkacaksın. Özel harekat falan, aman diyeyim.
Uğur Mumcu ne zaman öldürülmüştü hatırlayan var mı? Tarih olarak değil, hangi olayın peşindeyken. Cevap, Kürt Dosyası kitabını yazmaya çalışırken. Ne diyordu o kitapta Mumcu? PKK ile ilişkisi olan siyasetçiler var diyordu. Bunlar heralde DTPliler değildi. Ne diyordu Mumcu PKK’dan nemalanan siyasetçiler var diyordu.
Buradan hareket edip bir yere varmak gerekiyor. Bir zamanlar bu ülkede bir iktidar vardı. Her seçim sathı mahaline girildiğinde Kuzey Irak operasyonları yapıp milletin oyunu alırdı ve tekrar iktidar olurdu. Seçimlerden sonra bir dahaki seçime kadar da dokunmazdı PKK’ya. Seçimlerden önce tekarar bir operasyon, oylar cepte. Bu döyle iki dönem gitti, milleti PKK operasyonu, Kuzey Irak kamplarının bombalanması ile uyutan iktidar bu arada halkın cebinde ne varsa aldı. En sonunda da başka bir iktidara devretti işi.
Başka örnekler de var ama iyice 301’lik olmamak için söylememek lazım. Zira en babasını söyleyemiyorum. Evet bu ülkede ifade özgürlüğü var!!!
İşi her otoriter rejimin bir düşmana ihtiyacı olduğu şekilde formüle edebiliriz. O ortak düşman sayesinde halk iktidarın çevresinde kenetlenir, öteyi beriyi düşünmez, tek derdi ortak düşmandır. O arada cebinden gidenler cebi tam takır oluncaya kadar onu rahatsız etmez. İşte türkiye’de bunu yaptı. Uğur Mumcu o kitabında bunu dile getirecekti. Birileri bu durumdan rahatsız oldu, onu iktidar öldürdü demiyorum, yanlış anlaşılmasın ama foyalarının ortaya çıkmasından rahatsız olanlar öldürdü, bu çok açık.
O yine de halkına seslendmişti, “Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi”
Eğer Uğur Mumcu yaşasaydı bugün çok farklı bir ülkede yaşıyor olabilirdik, en azından Kuzey Irak’a operasyon bezirganları bu kadar rahat olmazdı. Gönüllerin başkomutanı Ertuğrul Özkök’e öyle laflar ederdi ki özkök utancından yazamazdı heralde. Çok mu iyimserim ne, belki de yazardı hala.


